M LİVE RÖPORTAJ

M LİVE RÖPORTAJ

Türkiye’de Mobilya Tarzını İstanbul Belirler, Mogno Uygular”
Modoko’da bir firmanın imalat bölümünde usta olarak çalışırken henüz 26 yaşında kendi firmasını kurmaya karar veren Çetin Bozkurt, ilk olarak Çenizhan Mobilya’yı hayata geçiriyor. 1997 yılından bugüne firmasıyla trendleri çok iyi takip eden hatta modaya yön veren Çetin Bozkurt, üç yıl önce firma ismini bu doğrultuda ‘Mogno’ olarak değiştiriyor. Mogno Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Bozkurt, firma olarak stratejilerini ve mobilya sektörünün geleceğine ilişkin düşüncelerini M-Live okurları için anlattı.
Öncelikle sizin mobilya sektörüyle tanışmanız nasıl oldu ve Çenizhan Mobilya’yı nasıl kurdunuz?

mlive-4Çok küçük yaşlarda mobilya sektöründe çalışmaya başladım. O dönemlerde Modoko imalat ağırlıklı bir mobilya merkeziydi. Ben de orada bir fi rmanın imalat bölümünde usta olarak çalıştım. Ardından 26 yaşına geldiğimde kendi fi rmamı kurmaya karar verdim ve 1997 yılında Çenizhan Mobilya’yı kurdum. O gün bugündür imalat sektöründe çalışmaya devam ediyoruz. El işçiliği ile başlattığımız üretimimizi hızla ilerleterek, imalat alanımızı her geçen gün büyütüp 8,000 m²’yi aşan üretim ve ileri teknoloji makine kapasitesine sahip olduk.

İlk çıkış yerimiz aksesuar oldu. Benim bu mesleği öğrendiğim fi rma, proje bazlı çalışmalar yapan bir fi rmaydı. Dolayısıyla proje bazlı bir fi rmada çalışmış öyle yetişmiştim ve öyle ustalaşmıştım. Daha sonra kendi fi rmamızı kurunca aksesuar üretimine başladık. O dönem aksesuar çok hızlı bir piyasaydı. 1997’den yaklaşık 2003 yılına kadar country tarz üretim yaptık. Komple masif mobilyalar, oymalar, demircinin döverek yaptığı kabaralar, nal çivileri gibi detayları da konu alan bir tarz üzerine yönelmiştik. Bu tarzı seçmemizdeki ana neden de o dönemde country tarzın tavan yapmış olmasıydı. Bazı tarzlar belirli dönemlerde tavan yapıyor ama sonuçta bu tarzlar yüzyıllar boyunca varlığını koruyorlar. Ama bilirsiniz zaman zaman bir stil diğerlerinin önüne geçer. İşte biz de Country tarzın ön planda olduğu bir dönemde bu tarza yöneldik. Ama 2003 yılından sonra bildiğiniz üzere modern mobilya ciddi bir yükselişe geçti.

Firmanız strateji olarak, hangi tarz daha çok tercih ediliyorsa o yolda ilerliyor diyebilir miyiz?

Evet, böyle bir stratejimiz var. Çünkü biz toptan satış yapan bir fi rmayız. O yüzden trendler ve insanların tercihi bizim için çok önemli. Yani mağazalarla ortak noktayı belirleyip ona göre çalışmamız gereken tarzın üzerine eğiliyoruz. Burada piyasanın değişiminde bizim de katkımız var. Malum bizim gibi fi rmalar elişçiliğine dayalı üretim yapan fi rmalar. Teknoloji ağırlıklı çalışmıyoruz. Bizde el işçiliği ön plana çıkar. Bizim gibi bu tarzda çalışan fi rmaların çoğunluğu İstanbul’da yer alıyor ve yine bizim gibi fi rmalar piyasanın yönünü belirliyor. Mesela diyoruz ki country tarzdan modern tarza geçtik, modernden de avangart tarza geçiyoruz. Bu değişimler ise trendlerle birlikte gerçekleşiyor. Tekstil modası, yurtdışı etkisi ve tüketici doygunluklarına bakarak tarzlarımızda değişime gidiyoruz. Ülkemizde belirli tarzlarda doygunluk olduğunda tüketicinin hangi tarza yöneleceği konusunda Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz. Bu doğrultuda modern mobilya üzerine 7-8 yıl boyunca üretim yaptıktan sonra artık modern mobilyanın da ülkemizde bir doygunluğa ulaştığını hissettik. Bizim modern mobilya ürettiğimiz dönemde mobilya piyasasının % 70’ine modern mobilya sahipti. Ama modern mobilyada ki doygunluğu hissettiğimiz anda avangart mobilyanın ön plana çıkacağını düşünerek bu tarza yönelmeye karar verdik. Yaklaşık 2 senedir avangart yapıyoruz

Modern Mobilya da çok fazla teknoloji kullanılıyor. Fakat avangartta oymalar, kavisler, kordonlar işin içine girince bir ustaya yapacak daha çok iş düşüyor. Bu da bizleri heyecanlandırıyor. Daha doğal materyaller işliyorsunuz.
SANATIMIZI AVANGART MOBİLYADA DAHA İYİ UYGULAYABİLİYORUZ
Peki, hangisini üretmek daha zevkli?

Benim kişiliğime kalırsa avangart daha zevkli. Çünkü daha el emeğine dayalı ürünler oluyor. Usta gözüyle baktığımız zaman modern daha yalın geliyor. Tarz olarak evet çok güzel, ama biz usta olarak sanatımızı avangart mobilyada daha iyi uygulayabiliyoruz. Bir ustaya sorduğunuzda da çoğunlukla avangardı üretmenin kendisine daha büyük zevk verdiğini söyler. Modernde çok fazla teknoloji kullanılıyor. Fakat avangartta oymalar, kavisler, kordonlar işin içine girince bir ustaya yapacak daha çok iş düşüyor. Bu da bizleri heyecanlandırıyor. Daha doğal materyaller işliyorsunuz. Doğal materyalleri işlerken de bir ağacı kesip masa ayağı yaptığınız zaman onlarca yüzlerce model oluşturabiliyorsunuz. Ama 18 milim MDF’ye veya suntaya ne yapabilirsiniz ki? Zaten yapay malzeme.

Avangart tarz da bir süre sonra doygunluğa ulaşacak. Bundan sonra siz ne yapacağınızı düşünüyorsunuz?

Avangart mobilyanın gündeme gelmesiyle beraber lake kullanımı çok fazlalaştı. Mesela lake kullanımı da artık bir doygunluk seviyesine geldi. Beyaz ve pudra renkleri başta olmak üzere bol bol lake cilalar kullanıldı. Az önce avangart için el emeği dedik. El işçiliği yapmış olduğumuz bir mobilyanın üzerine bizler sürekli beyaz doku yükledik. Biz de sürekli Ar-Ge çalışmalarımızı yapmaya devam ediyoruz ve bundan sonra ağırlık vereceğimiz tarzın ne olacağının saptamasını yaptık. Yine avangart çalışacağız ama doğal kaplamalar yapılmış avangart mobilyalar yapacağız. Zamanla doğal malzemeler daha revaçta olacak. Mesela fi rma olarak 4 yeni grup mobilya üzerine çalışma yaptık. Çok güzel doğal avangart mobilyalar ortaya çıktı. Zamanla bu gruplarımız çalıştığımız mağazalar yoluyla son kullanıcısıyla bulaşacak.

Avangart mobilyada doğal kaplama nasıl sonuç veriyor? Avangardın süslü havası kaybolmuyor mu?

mlive-3Avangart Mobilya denilince insanların aklına parlak, lake kontrast renkli mobilyalar geliyor. Ama avangardın kendi özü gereği doğal bir duruşu vardır. Daha kavisli ve oymalı hatların bulunduğu bir mobilya segmentidir. Dolayısıyla onu doğallıktan uzaklaştırmak kendi orijinal’inden uzaklaştırmak gibi oluyor. Tabii şu an modadan etkileniyor ve komple lakeyle kaplanıyor. Ama aslında doğru değil. Madem avangart doğal objelerden esinlenerek oluşmuş bir tarz ise bu doğal malzemeyi ona yüklemek lazım. Yani ağaçtan yapılmış çok güzel hatlar, kavisler, bombeler var. Ama az öncede dediğim gibi bu doğal ağacı lake cila altına gömdüğünüzde ağacı göremiyorsunuz. Lake mobilyalar çok güzel duruyor. Ama bu ürüne doğal halini giydirmek herhalde daha doğru olsa gerek. Siz doğal bir tarz oluşturuyorsunuz ve bu doğal tarzı yapay malzeme ile kaplıyorsunuz. Bence bu hoş değil. Şu ana kadar kabul gördüğü kadarını gördü. Ama bundan sonra o doğallığı üzerine isteyecek. En azından biz böyle düşünüyoruz ve çalışmalarımız bu doğrultuda ilerliyor.

Koltuk üretimi yapıyorsunuz değil mi?

Firma olarak çıkış noktamız tamamıyla mobilya üretmekti. Fakat malum bizim müşterilerimizden gelen talep doğrultusunda hareket ederek koltuk üretimine kısmi olarak başladık ve ilerletiyoruz. Firmamız şu anda yaklaşık 10 grup ürün çalışıyor. Bu 10 grubun 4 grubunda koltuk takımı var. Malum piyasamızda sırf koltuk çalışan fi rmalar var ve onlarla paslaşarak ürün gamımızı tamamlamış oluyoruz.

MOGNO’nun açılımı “Mobilya Gelişim Noktası”. Bununla neyi vurgulamak istediniz?

Biz Çenizhan Mobilya olarak kurulduk ancak marka adımızı üç yıl önce MOGNO olarak değiştirdik. Mogno bir ağaç ismi ve bu kelimenin açılımına da “Mobilya Gelişim Noktası” dedik. Firmamız az önce bahsettiğim gibi el emeğine dayalı ürünler yapıyor. El emeğine dayalı ürünler yapmanın yanı sıra günümüz zevklerini takip etmek zorundasınız. Yani mlive-5günümüzdeki nihai tüketicinin beklentilerine cevap vermek zorundasınız. Biz de bunu anbean takip ettiğimiz için marka adımızda Mobilya Gelişim Noktası gibi bir açılım yapmak istedik. Çünkü günümüz trendlerini yakalamak hatta nihai tüketiciye daha önden gidip yeni modayı sunmak zorundayız. Az önce size anlattığım tarzlar arası geçişlerimiz de Mobilya Gelişim Noktası’nın anlamını biraz daha perçinliyor. Hatta bizim bu doğrultuda ekip olarak bulduğumuz iddialı bir sloganımız da var. “ Türkiye’de mobilya tarzını İstanbul belirler, Mogno uygular.

Mağazalaşma hedefleriniz var mı?

Mağaza açmak gibi hedefl erimiz şu an kısa vadede yok. Çünkü biz zaten mağazalarla çalışan ve onlara toptan ürün veren bir fi rmayız. Yarın bir gün mağaza açacağımız zaman etkili bir yerde etkili bir mağaza açabiliriz. Açtığımız mağaza bizim asıl odak noktamız olan toptan müşterilerimizi, bayilerimizi etkilememeli. Aynı fi yat ve hizmet kalitesinde bir mağaza açabiliriz. Ama dediğim gibi şu an gündemimizde yok. Şu an için corner şeklinde çalışarak tüm Türkiye’ye hizmet vermek istiyoruz.

2012 hedefleri nelerdir?

Bizim her zaman kendimize belirlediğimiz en büyük hedef sürekli kendimizi yenilemektir. Aktif bir şekilde piyasada rol almak, bayii sayısını arttırmak, yurtdışına daha fazla ürün satabilmek hedeflerimiz arasında.

Yurtdışında nerelerle çalışıyorsunuz?

Bizim Katar ve Suudi Arabistan’da çalışmalarımız var. Yurtdışında yeni yeni varlığını gösteren bir fi rmayız. Çünkü biliyorsunuz uzun yıllardır modern ürettik ve moderni yurtdışına satamıyorduk. En azından çalıştığımız Arap ülkelerine satamıyorduk. Çünkü Araplar moderni sevmezler. Ama avangart mobilya ile birlikte yurtdışında faaliyet göstermeye başladık.

“MOBİLYA SEKTÖRÜNDE DÜNYANIN EN İYİ ÜLKELERİNDEN BİRİSİYİZ”
Türk mobilya sektörünün ilerlemesini nasıl görüyorsunuz?

mlive-6Mobilya sektöründe dünyanın en iyi ülkelerinden birisiyiz. Dünya piyasasına baktığımız zaman en iyi İtalya diyoruz. Ama İtalya’nın en iyi olmasının sebebi ne? Bu işin moda merkezinin orası olması. Dolayısıyla bugün Avrupa’da en iyi fi rmalar orada birikiyor. Orada fuara giriyorlar. Orada pazar ediniyorlar. “İtalya’ya fuara gittik ne kadar güzeldi” diyorsunuz. Ama bir bakıyorsunuz İspanyol fi rması da, Fransız fi rması da, Amerikan fi rması da orada. Neticede hepsi İtalya’ya mal oluyor. Bizim sektörümüzde kendini yetiştiren tasarımcılar, iç mimarların hedefi İtalya’ya gitmek. Bunun ortak sebebi ne? Çünkü “Moda” İtalya’da. Yani kendini ispat etmek isteyen oraya gidiyor. Dolayısıyla dünyanın çekim gücünü orası oluşturuyor. Aslında o ülkenin kendi öz değeri değil bence. Onlar bu işin popülizmini iyi çözmüşler zamanında. Bizim ülkemizdeki mobilya seviyesi nedir diye bana sorarsanız en iyisidir derim size. Çok iyi noktalardayız. Ama bizim geleneksel baskın bir kültürümüz var ve biz popülizmi beceremiyoruz. Tanıtımı, reklamı beceremiyoruz. Birçok sektörde aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Geçenlerde bir toplantıda Kadir Topbaş konuşuyor onu dinliyorum, “Roma turist sayısı olarak 60 milyonu bulmuş, İstanbul 13 milyonda” diyor. Ama şimdi 13 milyonda, 7-8 sene önce 2 milyonmuş bu rakam. Bu ne demektir Roma 60 milyonsa hadi İstanbul 40 olsun 30-35 milyon olsun. Ama 13 milyon İstanbul gibi bir şehir için çok az bir rakam. İstanbul’da 30 milyonu hak edecek değerler var ama biz kendi değerimizi bilip, kendimizi tanıtamıyoruz. Bizim sektörümüzde de fi rmaları tek tek irdelediğimiz zaman İtalyan fi rmalarından çok iyi ürünler üretebilecek fi rmalarımız var. Kısacası bu durumu çözmek zorundayız. Bu bizim ülkece ciddi bir problemimiz. Biz Türkiye’mizin gözbebeği kalbi İstanbul diyoruz ama İstanbul’umuzda düzgün bir fuar merkezi yok. Bugün bir CNR yeterli değil. Kısacası bizim iyi mlive-1işler yaptığımızı bizim bilmemiz yetmiyor. Ağaç işleri ve mobilya konusunda teşvikimiz yok. Eleman sıkıntısı çok fazla. Ağaç işleri bölümünde yetişen eleman sayısı nedir?
Bir sanat okullarına bakalım; son yıllarda ki sanat okullarının hali ortada. İnsan yetişmeyince bu sektörün hali ne olacak? Ben iyi bir ustayım tamam, benim yanıma şu an çırak gelmiyor, ben çırak da yetiştiremiyorum. Peki, çırak yetişmiyorken yetkililerimiz görmüyor mu bunu? Bu sektöre eleman nasıl bulunacak? Dolayısıyla iş teknolojik ürünlere kalacak. Ürün teknolojik olacak ama sanat anlamında çok zayıf olacak. Bu da bizim mobilya sektörümüzü her geçen gün zayıfl atacak. Olaya sanatsal açıdan bakmak ayrı bir şey teknolojik açıdan bakmak başka bir şey. Şimdi hep teknolojiye dayalı giderseniz bence yine başarılı olmaz. Sanatla teknolojiyi bir araya getirmek lazım. Ustayla makineyi buluşturmak lazım. Şu an için iyi bir noktadayız ama gelecek için endişeliyim. Şimdi iyi bir altyapımız var. Ama bu altyapının devamlılığını sağlamak çok çok önemli. Usta gözüyle baktığımda benim endişelerim var. MOBSAD derneği olarak da bu konuda gereken adımlar atılıyor. Ama birlik ve beraberlik çok önemli.

10-onkapak